Dedikodu Nedir

Var olduğumuz dünyanın bir diğer bağlantılı olarak ilerlediği eylem yaşamaktır. Yaşamak için var olması gereken bir başka bağlantı ise, insanlar topluluğunun varoluşudur. Hayatımızı anlamlandırmak adına edindiğimiz çevrenin oluşumunu insanlar oluşturur. Bu oluşumlar sonucunda ise kendimizce anlamlandırdığımız birçok kavramlar ortaya çıkar. Bu kavramlar bize hissettirilen duyguya göre şekil alır ve konumunu belirler.

Bu kavramlardan bir kaçı;

Aile, Kişinin en çok benimsediği ve her şeyden öte bir konumda konumlandırdığı özel bir adlandırmadır. Çünkü kişinin var olma noktasının temelidir. Her şey; açık, yalansız ve samimidir. Paylaşılan duyguların her ne kadar artısı ve eksisi olsa da özüne inildiğinde içtenliğin söz konusunu olduğunu anlamak hiçte zor değildir.

Dost; Kişi edindiği çevre sonucunda ince, eleme ve sık, dokuma tadında seçtiği ve olmasına inandığı kişilere bıraktığı bir tanımlamadır. Hayatına aldığı bu kişi her anlamda kendisini anlayan ve her imdat dediğinde kendisine yetişen kişidir. Kişi aile dışında gereksimini duyduğu kendisine ait var olan her anlamadaki duyguyu paylaşmak isteği doğrultusunda tanımlanan bireydir.

Arkadaş; Kişinin gene edindiği sosyal çevrede sıkça bir araya gelerek vakit geçirmekten oldukça zevk aldığı kişilere bıraktığı bir isimdir. Her ne kadar seçerek edinilse de dost basamağından her zaman için geri basamaklarında kalmaktadır.

Sırdaş; Kişinin iç dünyasını tüm çıplaklığıyla bilen ve genelliklede üşüyen elleri ısıtmak için ellerinin üşümesini göze alan kişilere verdiği bir tanımlamadır. Hissettiği iç dünyasının varlığının hissettiği desteği bulduğu bazen dert yanma bazen teselli bulma bazen de kişinin ağlama duvarıdır.

Bütün bu terimsel açıklamalar da aşağı yukarı herkes ile aynı kapıya çıkacak düşüncelerin var olduğuna inanarak arada atlatılan ince bir ilmeği sıkılaştırmak insanların birbirleri ile kurduğu iletişimlerde yaşanan sorunun adının dedikoduya çıkmasından azda olsa bahsetmek gerekiyor.

Bir yastık düşünün, yastık sizsiniz içindeki tüyler ise çevrenizdeki kişiler. Yastığın içerisine tüyleri istediğiniz şekilde şekillendirerek her birine bir tanımlama yaparak içerisine yerleştiren sizsiniz. Fakat yastığa ilmek atıp da diken maalesef ki siz değilsiniz. Yastığınızın içerisine koyduğunuz tüylerin oluşturduğu düşünceler ise ilmeği atanlardır.

Eğer ki,siz tüyleri yerleştirmede hata yaparsanız yastığın ağzını ilmekler kapatsa da tüylerden biri bir iğne vazifesi görerek ilmeği çözmeye çalışır.Bu ilmeği çözmeye çalışan tüy yastığınıza koymamanız gereken bir tüy sinyalini verir size.Bu sinyali de verme şekli ise en ufak bir hatanızda çeşitli kılıflara bürünerek tüylerin bırakıldığı noktadan başka bir noktaya kaymasına kadar etki edecek olan konuşma eylemidir.

Kişilerin kişilerle iletişim denen olguyu gerçekleştirmesi için konuşma eylemini illaki gerçekleştirmesi gerekir. Fakat her konuşma sizi duygu bazında tatmin etmez ve seçiciliğe iter. Bir sırdaş değil de ya da bir dost değil de arkadaş adını ya da öylesine denilen bir adı yükler ve yastığa yerleştirirsiniz.

İşte bu öylesine diyerek adlandırıp da yastığa yerleştirdiğiniz tüy yastığın darma duman olmasına ve diğer tüylerle birlikle sizin de, birbiri ile bir daha asla yan yana gelemeyecek şekilde tüylerin her birinin bir köşeye savrulmasına sebep olacak güçtedir. Dağılan tüyleri tekrardan bir araya getirmek bir o kadar güç ve bir o kadar da acıdır.

Hayatınıza aldığınız kişilerin önemi işte bu kadar değerlidir. Dedikodu kavramından uzak bir yapı da olsanız da istemeden içine sürüklenir ve farkına varmadan sizde bu kavramın temsilcisi bile olabilirsiniz. Tanıdığınız kişilerin duygu bazında netliğinden emin olmadan anlamlandırmamalı ve hayatınıza almamalısınız. Sır denen şey, özüne inildiğinde aslında tek kişiliktir.

Fakat hayatın getirdiği olumsuzluklar bazen kişiyi bir başkası ile bazı şeyleri paylaşmaya iter. Bur da bu sırrın sır olarak kalması ve paylaşılan duyguların dedikodu bazında kol gezmemesi için her zaman kurduğumuz kelimelerin sonucunu düşünerek yorumlamalı ve ‘mış’ ve’ dı ‘eklerini cümlelerin sonun da asla kullanmamalıyız.

Emin olmadığınız bir kişinin düşüncesi ve durumu hakkında yorumda bulunmaktan kaçınmalı ve her ne kadar karşıda ki kişiden yara almış olsanız bile bir intikam bazında yola çıkmamalısınız. Nasıl ki yalancının mumu yatsıya kadar denmiş doğru bir değimse, dedikodu eşiğinden geçip de dedikodu yapan kişi karakterini kaybetmiş bir şaşkındır sözü de bir o kadar doğrudur.

Yaptığınız dedikodu karşıdaki kişinin hayatını her ne kadar yıkıma uğratsa da toparlanması bir sırdaşının yüreğine dokunuşuna kadardır. Fakat dedikodu yapan yüreğe ne bir sırdaş ne bir arkadaş ne zamanla kendisi gibi olan öylesine kişilerin dokunuşu söz konusu olamaz.

Yastıklarınızın savrulup da toplanmayacak bir hal almamsı adına koyduğunuz tüylere ve tüylerinde duygu bazında attığı ilmeklere özen göstermek hiç de zor olmasa gerek.

Buna rağmen hala bir dedikodu kavramı içerisinde dolanan bir isimle zikrediliyorsanız, unutmayalım ki, meyve veren ağaç taşlanır değimi de boşuna sarf edilmiş bir değim değildir.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir